Sinirlendiğimiz zaman sığınacağımız tek limandı kimliğimiz geçmişte, ah o yıllarda bizim atalarımız kısıtlı ordusuyla kimleri dize getirmemiştiki, biz şu boyun kolundan bu boyun soyundan gelmeyiz aslımız Türktür sözcükleriyle kalkanımızı güneşe doğru yükseltirken, şuanda aslında biz çerkezmişiz ya babamda bulgarlıkta var, yoo yoo biz lazız yada gürcüyüz aslında biz ayrışmalarının tam içerisindeyiz.
Türk olduğunu söyleyip iftiharla göğsünü kabartan delikanlılar, cebini kabartmanın peşinde kimlik değiştirdiler sanırım, hatta sanırım fazla DEĞİŞTİRDİLER. Medya ve ak-iller kimlik üzerindeki propagandaları yapmaya başlarken acaba barış sürecinin kimlikle ne alakası var merak konusu hatta tartışma konusu.
İngiliz, fransız, yunan, anzak, arap olmamak için savaşan, bu toprakların ruhuna canını veren milletin torunları, ayrışmama başlığı altında ayrışmışlardır. Oyun içerisinde oyun bizim değil avrupalıların becerebileceği türlerdendi.
En çok merak ettiğimde eski ülkücüler saf değiştirince görüşler değişebilir demiştim, fakat kimlik değiştirmeye başlayınca onlarda bir zamanlar T-ÜRK'TÜ diye düşünesim geliyor. İlber Ortaylı ne güzel demiş; sonu -lı, -li ile biten ülkelerin hepsinde kimlik yoktur, kanadalı, amerikalı, norveçli, arjantinli, meksikalı, hiçbir zaman almanyalı, ingiltereli, türkiyeli, fransalı diyemezsiniz çünkü anlam ve içerik bakımından uymaz uyduramazsınız.
Gelelim liboşlara, sadece cep dolu huzur var cep boş huzur yok mantığına bürünmüş olanlardır, etliye sütlüye karışmayıp birileri zaten bizim yerimize çalıyordur ağzımıza düşer diye pusuda bekleyenlerdir onlar. Görüşü olmaz hatta takım bile tutamaz onlar hangi takımın hisselerini aldıysa onun şampiyon olmasını ister.
Vardır elbet kendini hala Türk hisseden, sorulacaktır elbet gün geldiğinde hesabı, cebine göre kimliğini belirleyenlere söylerimki gururla NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, vatan rezidanslarda değil üzüm hoşafı yarım kuru ekmekle kurtarıldı.
vatan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vatan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2013 Pazartesi
T-ÜRK'TÜM !!
Etiketler:
akil adamlar,
Atatürk,
İlber Ortaylı,
Türk,
vatan
18 Mart 2013 Pazartesi
ÇANAKKALE !
1915'de hiç mezun veremedi Galatasaray, Kayseri, Konya, Sivas ve İzmir lisesi. Yaşları 14 ve15 olan yüreği dağları delip denizleri yırtacak kadar dolu cephede asker oldular. Kimisi Conk Bayırında, Anafartalar da, Sakarya da şehadet şerbetini içti, kimisi Gazi Antep de Şanlı Urfa da soğuk toprağın altına girdi. O sene hiç mezun veremedi Darülfünun Tıbbiyesi ( İstanbul Üniversitesi ) cepheye koşan yürekler baskınlarda, göğüs göğüse çarpışmalarda vatan korudu. Günlerce yarım ekmek üzüm hoşafı ile yiğitçe mücadele eden yiğitler Ya İstiklal Ya Ölüm diyerek süngülerini emperyalizmin kalbine sapladılar. İstanbul boğazındaki gemisinden çayını yudumlayan generaller Türkiyeyi istanbuldan ibaret zannedip büyük bir yanılgıya düştüler. Türkiye istanbuldan değil Anadoludan oluşmaktaydı, medeniyetiyle kültürüyle aşkıyla Anadolu demek Vatan demekti.
Emperyalizmin, sömürgenin, himaye altına almanın, dişlerini göstermiş olan avrupa yeni pazarları arasına Türkiye Cumhuriyetini ekleyemeyecekti. Avrupanın gözden kaçırdığı şey Türk kültürü ve Türk bağımsızlığıydı.Orta Asyadan savaşa savaşa Anadoluya yurt edinmiş, bir düzine askerle çini dize getirmiş, 3 kıtada imparotorluk yürütmüş ve Tanrının askeri olmuş bir millet vardır avrupanın karşısında.
Küllerinden doğan millet, canını, malını her şeyini vermekten bir saniye tereddüt etmedi ettirmedi. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !
24 Kasım 2012 Cumartesi
ÖĞRET-MEN
İki kere tıklattım kapıyı, o tok sesiyle gel dedi, hafif araladım kapıyı utancımdan yüzümdeki renk değiştirmesi kulaklarıma ateş yaparcasına karışık duygular haline sokuyordu. Korkuyormuydum yada geç kalmanın utangaçlığınımı yaşıyordum, arada kalmışlık yaşarken kurt gibi bakan gözleri baştan aşağı süzmeye başladı beni, gömleğimin yakası sırtıma dönmüştü koşmaktan, ayakkabılarım çamurda top oynamışcasına kirliydi. Nerdeydin evladım sözü ilişmişti kulaklarıma, içerisinde her anlamı barındıran o sözcüğü ondan başka kimse söyleyemezdi herhalde, ne diyecektim ki uyuya kaldım mı? Tabiki de diyemezdim sustum, kesilecek koyun gibi melül melül bakmaya başladım, ikinci seslenişinde kalp atışlarımı duyar gibi oluyordum artık. Herkes bana bakıyordu vereceğim cevaba kilitlenmişti kulaklar, belkide sabah sabah aksiyon istiyorlardı onlarda yada benim yerime de korkuyorlardı.Üçüncü seslenişten sonra alçak dalış yapan kuş gibi ruhum gittikçe çakılıyordu, karar verdim söylecektim ve söyledim -uyuya kaldım- derin bir sessizlikten sonra ayağa kalkıp usul usul yanıma geliyordu, kafamı montumun içine soktum yiyeceğim tokatın şiddetini azaltmaya çalışıyordum. Bir el okşadı yüzümü sıcaktı güven verici ses tonuyla -akşam erken yat evladım- dedi. O anda içimden ağlamak da geldi, gülmekte, aslında o an içimden öyle şeyler geldiki hepsinin sonucu sarılmakla bitiyordu. Üşümüş kedi gibi sırnaşıyordum, kokusunu hissettim vatan kokuyordu, anadolunun sarp dağları gibi geçilmez duruyordu, gözlerinden ve sözlerinden akan bilgi pınarı hepimizi etkisi altına alıyordu. Yavaş adımlarla sırama oturdum, o tahtaya yazı yazarken tebeşirin çıkardığı sesler kulağımda o ana kadar duyduğum en güzel melodilerin oluşmasına sebep oldu. Konuşunca gök gürültüsü gibi yağan fakat zarar vermeye kıyamayan bir doğa olayı gibiydi o ÖĞRETMEN'di.
30 Eylül 2012 Pazar
OSS-LO YA OSS-LO YA
Millet olarak dik çıkışları severiz, sert başlıyızdır bayrak ve vatan kalbimizdeki sevgisi kayalaşmış sembollerdir. Birisi teroristle müzakere mi ediyor, yardım ve yataklıkmı yapıyor, linç ederiz toplumdan dışlarız. Bayrak yere düştüğü zaman alırız öperiz başımızın üzerine koyup gölgesinde yaşarız. Bunları yaparız da birde çabuk unuturuz sindire sindire dikte ettirilir anlamadan yaşarız, 3 sene sonra aynı konu gelir önümüze konur anti depresan almışcasına ölü balık gibi bakarız. Japon balıkları gibi dön sağa dön sola karşından piranamı gelmiş yada cavsmı umursamadan gir ağzına misali.
Gelelim başlığımıza oss-lo görüşmelerinin basına sızdırıldığı andan itibaren milletçe ayaklanmış, sağ sol partisi demeden teroristle müzakere olmaz anlayışını herkes kabul etmişti. Açıklamalara bakarsak milletden korkan yetkililer başkalarını karalayıp oy kaybına tahammül edemeyeceklerini ortaya koydular, e bilinirki bu ülkede din ve milliyetçilik üzerinden aldığın oylar iktidara taşır, ikisininde ortak noktası bayraktır yani milliyetçilik kalıbı yıkılmaz parçadır.Gelelim günümüze 2 haftadan beridir teroristle müzakere için açıklama yapan hükümet ardı arkası kesilmeyen söyleşilerle milleti yavaş yavaş sindirdi. Kanın durmasını isteyen şehitlerin olmamasını isteyen millete teroristle müzakere iyi birşeymiş gibi dikte edildi. İşin garip yanı bizde bunu fena bir şekilde yedik şuan hazmetmeye çalışıyoruz yani görüşmelerin olmasına ve sonuca bağlanmasına. İşin kısası oss-loya oss-loya kabul ettik sindirdik hatta yandaş olduk. Eğer gerçekten ecdadınız söylediğiniz gibi Osmanlıysa, Osman Gazi ise Orhan Gazi ise Fatih Sultan Mehmet ise Sultan Süleyman ise Mustafa Kemal Atatürk ise teroristle müzakere yerine mücadele edip kelle alırsınız. Bunun kafatasçılıkla alakası yok bayrağım vatanım için gerekli olanlar sadece, ecdadımızda bunu yapmasaydı viyana kapılarına dayanamazdı, kurtuluş savaşında 1 türk askerine 10 anzak askeri düşerken cepheyi savunamazdı. İhtiyaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttu.
Şehit kanları kurumadan dost olarak barzaniyi seçerken yer alan zihniyet, davosta israile kafa tuttuktan sonra arap baharını başlatmak ve sonrasında israilden fahri nişan madalyasını aldıran zihniyetle aynı. Sürekli sövülen ülkeden fahri nişan almak eğer kafanızı karıştırmıyorsa şöyle devam edeyim, verilen nişan tarihine bakarsanız israile büyük hizmet edenlere ve hizmet etmek için seçilenlere verildiğini de göreceksiniz. Aslında israile söverken, israilin orta doğudaki büyük amacına ulaşması için elçi olduğunuda anlayamamış olmamız ne acı. Arap baharı başladıktan sonta tek tek arap ülkelerinde çatışmalarda başlatıldı, İran önündeki on yılı görerek tavır aldı çünkü ortadoğuda güçlü israil istemediği için suriyenin yanında yer aldı. Kafanız çok karıştıysa hepsini kronolojik sıraya göre dizin toplayın size BOP çıkar yani büyük ortadoğu projesi eşittir israil.
Saygılar bizden ...
Not: Kişiler ve kurumlar hayal ürünüdür, yaşamaya devam edin.
Gelelim başlığımıza oss-lo görüşmelerinin basına sızdırıldığı andan itibaren milletçe ayaklanmış, sağ sol partisi demeden teroristle müzakere olmaz anlayışını herkes kabul etmişti. Açıklamalara bakarsak milletden korkan yetkililer başkalarını karalayıp oy kaybına tahammül edemeyeceklerini ortaya koydular, e bilinirki bu ülkede din ve milliyetçilik üzerinden aldığın oylar iktidara taşır, ikisininde ortak noktası bayraktır yani milliyetçilik kalıbı yıkılmaz parçadır.Gelelim günümüze 2 haftadan beridir teroristle müzakere için açıklama yapan hükümet ardı arkası kesilmeyen söyleşilerle milleti yavaş yavaş sindirdi. Kanın durmasını isteyen şehitlerin olmamasını isteyen millete teroristle müzakere iyi birşeymiş gibi dikte edildi. İşin garip yanı bizde bunu fena bir şekilde yedik şuan hazmetmeye çalışıyoruz yani görüşmelerin olmasına ve sonuca bağlanmasına. İşin kısası oss-loya oss-loya kabul ettik sindirdik hatta yandaş olduk. Eğer gerçekten ecdadınız söylediğiniz gibi Osmanlıysa, Osman Gazi ise Orhan Gazi ise Fatih Sultan Mehmet ise Sultan Süleyman ise Mustafa Kemal Atatürk ise teroristle müzakere yerine mücadele edip kelle alırsınız. Bunun kafatasçılıkla alakası yok bayrağım vatanım için gerekli olanlar sadece, ecdadımızda bunu yapmasaydı viyana kapılarına dayanamazdı, kurtuluş savaşında 1 türk askerine 10 anzak askeri düşerken cepheyi savunamazdı. İhtiyaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttu.
Şehit kanları kurumadan dost olarak barzaniyi seçerken yer alan zihniyet, davosta israile kafa tuttuktan sonra arap baharını başlatmak ve sonrasında israilden fahri nişan madalyasını aldıran zihniyetle aynı. Sürekli sövülen ülkeden fahri nişan almak eğer kafanızı karıştırmıyorsa şöyle devam edeyim, verilen nişan tarihine bakarsanız israile büyük hizmet edenlere ve hizmet etmek için seçilenlere verildiğini de göreceksiniz. Aslında israile söverken, israilin orta doğudaki büyük amacına ulaşması için elçi olduğunuda anlayamamış olmamız ne acı. Arap baharı başladıktan sonta tek tek arap ülkelerinde çatışmalarda başlatıldı, İran önündeki on yılı görerek tavır aldı çünkü ortadoğuda güçlü israil istemediği için suriyenin yanında yer aldı. Kafanız çok karıştıysa hepsini kronolojik sıraya göre dizin toplayın size BOP çıkar yani büyük ortadoğu projesi eşittir israil.
Saygılar bizden ...
Not: Kişiler ve kurumlar hayal ürünüdür, yaşamaya devam edin.
30 Ağustos 2012 Perşembe
30 AĞUSTOS ZAF-ER BAYRAMI !!
Selam dostlar bu günün anısına birşeyler saçmalamaya çalışacağım. Bugün bizim için düşmanları kovduğumuz, karşımızda sayıca bizden 5 katı büyüklüğünde olan düşman askerlerini perişan ettiğimiz, Türklüğümüzle, bayrağımızla, vatanımızla iftihar ettiğimiz 365 günün sayılı günlerinden bir tanesindeyiz. Çünkü malesef aklımıza milli bayramlarda gelir bayrak, vatan ikilemi. 2 hafta önce er'lerimiz şehit olur insanlarımız patlatılır biz hala uyumaya devam ederiz. Alıştırılmışız artık gazetelerde okumadan hızlı hızlı geçeriz tv de dinlemeyiz konusu geçince küfür edip ticaretimize bakarız. Vatan, artık eski tarih derslerinde kaldı bizim için, kan ile aldığımız topraklar gece geçirilen yasalarla avrupalıya satıldı, tepelerimiz araplara satıldı, demiryollarımız çine japonyaya. Trt deki gösterileri izleyip duygulanan vatandaşa sözüm, yakındır izleyeceğin gösterilerinde kalmayacak. Kafamı bozan diğer konu bayramlarda hatırladığımız bayrakları bayram bittikten sonra yerlerde ezmek, elin amerikalısına bayrağını don yapıp giyiyor diye dalga geçerken, kendi bayrağımızı ayağımızda eziyoruz. Benim cüzdanımda 5 seneden beri sakladığım bir kağıt bayrak var, bir bayram sonrası yolda yürürken önümdeki gavat attı yere, onun arkasındaki de çamurlu ayaklarıyla üzerine basarak geçti ben ise ikisininde soyunu güzelce geçirerek aldım katladım ve cüzdanıma koydum. Her zaman yerdeki bayrakları görüp almam münkün değil, mümkün olan bilinçli insanoğlu, Atatürk döneminden sonra hiçbirşekilde iyi gitmeyen bir memlekette yaşamak, deveye hendek atlatmaktan daha zor, Atatürk'ün 50 yıl sonra açıklanmasını istediğimiz vasiyetini bile açıklayamıyoruz, kendimizle yüzleşemiyoruz daha ne diyeyim ben, bize bırakılan emanetleri, senede bir kaç kere hatırlamak size değil ama bana çok dokunuyor. İsyankar bir yazı oldu ama he deyip geçmemenizi umarım iyi günler..
Etiketler:
Atatürk,
bayrak,
vasiyet,
vatan,
zafer bayramı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
