31 Mayıs 2013 Cuma

TAKSİM - GAZİ PARKI !


Devlet yurttaşlarını ve yurttaşlarının sağlığını korumakla
yükümlüdür diye öğrettiler bize hayat bilgisinde. 
Öyle bir devlet varki karşımızda ağaçları bile ondan korumaya kalkıyoruz. Devlet insanlarını ve doğayı koruyacağına devletten ağaçları koruyup ödül misali gaz ve dayak yiyen tarihdeki ve
gelecekteki tek millet olarak kendimizle gurur duymalıyız.

Kıllanıyorum ayasofyayı da yıkıp rezidans, avm ofis yapacaklar diye ama,
bir an düşünüyorum da hristiyanlar için önemli bir mekana sahip olduğu için
yapamazlar diyorum biz istemiyoruz diye değil, avrupa istemiyor diye.

Ne kadar tarih varsa hepsini çanak çömlek diye iteleyip tanıdık inşaatçıya iteleyen,
ağaç gördüğü anda kesin 100 katını dikeriz diyen bir zihniyet topluluğu,
M.Ö ve M.S dünyanın görüp görebileceği tek kavimdir. Badem kavmide denebilir.

Eylemlerde anarşik yapılanmayı bastırıyoruz diye gaz kullanıyorsunuzda,
gezi parkındaki kitap okuyup ağaçların kesilmemesi için direnenler demi anarşik yapılanmanın içerisinde karar
veremedim şimdi. Post modern darbe dönemlerinde kitap okuyan herkesi militan diye
yaftaladılar bu hainler diye meydanlarda bağırmaya benzemez bu iş, eğer kitap okuyup gösteri yapanlara
müdahale ettiriceksen.

Klasik eylemlerden yola çıkarak, molotof yok, taş yok, türkiye bayrağı yok, e neden gaze gelipte milleti
militan yerine koydunuz azizim. İlla pkk bayrağımı açalım hoşgörü görmek için !

3. köprü hakkında 1995 yılında inş yapılmadan hükümet değişir demişsin. Sana katılıyorum...

15 Mayıs 2013 Çarşamba

REYHANLI - PROPAGANDA !


Tarih sayfalarımızda, 2. dünya savaşı belgesellerinde kalmıştı,
adolf hitlerin zorla kendi radyosunu dinlettirdiği bilgiler. Rahat propaganda
yapması içindir her mahalleye casus koyup dinlemeyenleri cezalandırmak. Malum internet yok
tv yok, tek kitle iletişim cihazı radyoydu.

Tarihin puslu sayfalarında kalmadığını anlamış olduk diktatör yapının mihenk taşı olan
propaganda ile kitleyi yanlış yönlendirmek yada tepkisiz bırakmak. Reyhanlı daki patlama sonucunda
onlarca masum vatandaşımız şehit olurken yasaklanan medyada vur patlasın çal oynasındı
bizi teselli eden. Aslında bu kadara duygusuz değildik dimi biz, filistine bomba atıldığı zaman
israil konsolosluğunun önünde uyuyanlar, mallarını boykot edenler, sosyal medya yazılı basın görsel basın
gaz üstüne gaz veriyorlardı halka. ABD de bir kaç şizofrenin yaptığı katliamlardan sonra
abdye canlı bağlanmadıkmı mumlar yakıp ağıtlar yakmadıkmı? Günlerce medyada suçluyu asmadıkmı astık !

Dünyada yaşanan ölümlere bu kadar tepkili ve duygusal iken, kalbimizde patlayan bombanın tesiri
öğle kuşağında yayınlanan evlendirme programlarıyla ankaranın bağlarına döndü. İşte patlatanlar diye
paketleyip sundukları ise, portakal soslu pekin ördeklerinden başka birşey değildi. Dünyadaki medyada ise nedense besle kargayı oysun gözünü manşetleri atılıyor kimlerin yaptığını parmakla gösteriyorlar.
Yasaklanan medyada ise şu durum çok vahimdir. Bazı malum görsel ve yazılı basın mensupları failler yakalanmadan bombayı ürettikleri yeri bile manşetten verdiler, halbuki yayın yasağı vardı.
Buda üzerine çok fazla düşünülecek bir konudur. Reyhanlı ile ilgili haberleri
bbc den almaya başladık barış süreci ile ilgili haberleri ise kandilden. Şimdi sorarım size
bizi kim yönetiyo, bbc mi? kandilmi ?

Bu arada greve başlayan THY li işçi arkadaşlarımıza desteklerimiz devam edicek. Eğer grev süresince birtek işçi işten çıkartılırsa bir daha THY bileti almayacağım duyurulur.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

ÖZ-ELLEŞTİRME

Bir ülkeyi savaşla ele geçiremiyorsanız, kültürüyle ekonomisiyle ele geçirin politikası,
yıllarca batı tarafından uygulanan politikadır üzerimizde. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurduğu
zaman şu sözleri sarfetmiştir; batının ve doğunun sentezi olan fakat onlara benzemeyen, içeriye bağımlı dışarıya bağımsız ekonomik politikalar uygulayacağız. Nitekim vefatına kadar sanayiyi yüceltmek için teşvik pirimleri ödenmiş, tarımı yüceltmek için avrupadan ziraat mühendisleri ve tarım aletleri
getirtmiştir. Küllerinden doğan cumhuriyet üretimi kendi pazarını doyuramazken
ihracata bile başlamıştır kısa sürede.

Atatürk'ün vefatından sonra sırasıyla inönü ile başlayan avrupaya ekonomik kapitülasyonlar vermek
işleyen ve kar eden devlet kuruluşlarını özelleştirmek, ekonomimizin bu kadar kırılgan yapıya
ulaşmasını sağlamıştır. Batılının da istediği buydu ekonomiyle halkı fakirleştirip iktidar seçtirmektir.

Atatürk'ten sonra tüm başbakan ve cumhurbaşkanları, babasının malları gibi devleti özelleştirip,
ülke içinde yabancı sermayeyi serbest bırakıp, yerli sermayeyi ise boğarak bitiren antlaşmalara imza atmışlar.

Yerinde özelleştirmeye tabikide karşı değiliz fakat, her kar eden kuruluşu zararına satıp devletin kasasına komik rakamlar sokmak sokak bakkalının bile itiraz edeceği bir durumdur. Ayrıca batılıların sahip olduğu fabrikalarda kendi istedikleri ürünler ve standartlar belirlenmektedir,
bu sebeple kültürümüze de yavaş yavaş zincir vurmaktadırlar ne demek istediğimi azıcık düşünün.

Şimdi size özelleştirilen birkaç kuruluşdan bahsedeyim o zaman siyasilerin nasıl sattıklarını
daha kolay anlayacaksınız.

  • 1997'de 12 termik santrelin işletme haklarını 20 yıllığa ve 1.6 milyar dolar karşılında verildi. Santralin sadece yıllık karı 750 milyon dolardı. Santral sadece 2 senede satıldığı parayı amorti ediyordu zaten.
  • POAŞ 3 mart 2000 günü 1 milyar 260 milyona satıldı. Borsa değeri sadece 4 milyar 521 milyon dolardı. Kasasında ise379 milyon dolar ile alıcıya verildi yani satın alınan paranın dörtte üçünü poaş kendi kasasından ödedi.
  • KÜMAŞ 1994-1995 yılları arasında 45,6 milyon dolar kar etti.  108 milyon dolara satıldı. Satış öncesi değer tesbitinde 82,1 milyon dolar değerinde maden rezervi bulunuyordu yani yine bedavaya gitti.
  • ORÜS 1996da 19,2 milyon dolara satıldı. Danışma firmalar orüsün sadece arsalarına 87,5 milyon dolar değer biçmişti. Gerisini diz düşünün artık.
Devletin kar etmiyo diye sattığı kurumların kar verilerinide paylaşayımda ağzınız biraz daha kapanmasın.

1997 yılında TEDAŞ 148 TRİLYON, TMO 17,5 TRİLYON, TEAŞ 11,6 TRİLYON, TEKEL 15,2 TRİLYON.
Devlete en çok kurumlar vergisi veren kuruluşlarda yine devletin kuruluşları vardır.
1998 yılında TÜRK TELEKOM 111,5 TRİLYON, PETROL OFİSİ 15,7 TRİLYON, TKİ 12,8 TRİLYON, DHMİ 8,4 TRİLYON TÜRKİYE ŞEKER FABRİKASI 6,3 TRİLYON.

Varın gerisini siz düşünün özelleştirmekmi hainlik yoksa 59. Hükümüet başbakanının söylediği gibi özelleştirmemekmi hainlik. ???