eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2012 Cuma

SPARTA-KÜS

Önderlik yeteneğiyle dikkati çeken Trakyalı bir köle olan Spartaküs, bir olasılığa göre Roma ordusundan kaçmış, haydutluk yaparken yakalanmış ve köle olarak satılmıştı. Spartaküs MÖ 73'te kendisiyle birlikte Capua'daki Quintus Lentulus Batiatus'un gladyatör okulundan kaçan 77 arkadaşıyla Vezüv yanardağı'na sığındı. Küçük bir Roma ordusunca kuşatılan kaçaklar, asma dallarından yaptıkları halatlarla uçurumdan aşağı inerek Romalı askerleri şaşırtıp kaçmayı başardılar. Spartaküs, kendisine katılan ve sayıları 100 bine ulaşan kaçak köle ve gladyatörlerle Lucania'ya doğru yürüdü. Amansız bir çatışma sonucunda Publius Varinius'u yendi ve Thuria ile Metapontion kentlerini yağmaladı. Spartaküs artık Güney İtalya'ya egemen olmuştu. Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı. MÖ 72'de iki konsülün yönetimindeki güçler Spartaküs'ün üzerine gönderildi. Spartaküs onları yendikten sonra kuzeye, Alpler'e doğru yürüyüşe geçti. Gallia Cisalpina valisi onu durdurmaya çalıştıysa da, yenilgiye uğradı. Köle ordusu artık Alpler'i geçebilir ve güvenlik içinde dağılabilirdi. Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi. Spartaküs, ister istemez güneye yürümek durumunda kaldı. Lucinia'ya geri dönen ordu, orada ilk kez Marcus Crassus'a yenildi. Spartaküs, Sicilya'ya geçmeyi tasarlayarak Messina'ya çekildi. Onları kaçırmaya söz veren korsanlar sözlerinde durmadı. Crassus köleleri kuşattıysa da, Spartaküs kuşatmayı yararak çekildi. Daha sonra, MÖ 71'de, savaşmakta direnen köleler Romalılarca kılıçtan geçirildi. Romalı general Pompeius, Spartaküs'ün ordusundaki çok sayıda kaçağı yakalayıp öldürdü. 6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi. Spartaküs'ün cesedi ise asla bulunamadı. O dönemdeki inanışa göre tanrıların onu yanına aldığı, koruduğu gibi dedikodular yayıldı. Ancak Spartaküs'e ne olduğu asla öğrenilemedi...
Şimdi ben bu efsaneyi neden anlattım merak içerisinde okumaktasınız gelmek istediğim konu çok basit, bir milletin tarihini değiştirmek için spartaküs olmaya, gerek yok Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünmek onun yolundan ilerlemek toplum doğrusuna sürükler bizi. Kılıçla çizdiğimiz sınırları kalemle karalamaya başladık. Amerikan ingiliz medyası Türkiyenin geleceğini çizen haberlere imza atarken, biz kendi haberimizi adam gibi kitleye gösteremez olduk. Futbol stadlarında yaşanan olayları göstermek için birbirimizle yarışırken, ispanyol ingiliz rejileri, kamerayı daima sahada tutma çabası hepimiz tarafında görülüp de görmemezlikten gelmiyor mu? Avrupa da en çok insan hakları mahkemesinden ceza alan birinci ülkeyiz, bak bizimde birinci olduğumuz alanlar var ceza konusunda, kaçakçılık konusunda,  cari açık konusunda. Birinciyiz yani kimse elimize su dökemez. Aslında suç bizde değil kardeşim yetiştirenler de, kavgayı, gürültüyü, küçükken öğretmedilermi bize, vur oğlum kır kızım, küfür et hadi bakim. Büyüyünce de şikayet edip hayıflanmadıkmı. O zaman çok ünlü bir replikle size veda edeyim Eğitim Şart. He eğitim illa şart değil önce insan olabilmek şart.

9 Haziran 2012 Cumartesi

FİKRİMİN İNCE GÜLÜ!

Selam dostlar, yine güzel bir cumartesi baharı doyasıya yaşayan kuşlar ağaçlar yapraklar ve böcekler kadar özgür değiliz betondan binalara tıkılıp zinciri tamamlamak zorundayız. İşte bugünlerde bıkarsın kendinden bir kedi kadar hızlı, kuş kadar özgür, böcek kadar gizemli ve küçük, yaprak kadar umarsız olmak gelir içinden nereye savrulacağı belli olmayan, evrende özkütlesi olan cisim olarak düşünmek istiyorsun. Bende öyle istiyorum çünkü elektrik kabloları bile yazın gevşiyor yerlere değiyor ben nie gevşeyemiyorum benim suçummu ilkokulda böyle öğrettiler yazın maddeler gevşer kışın sıkılaşır, bende maddeyim benim evrende ne özelliğim varki her kütlesi olan belirli bir yer kaplayan maddelerle aynıyım, kışın sıkılaşırım yazın buharlaşırım kime ne ki? Bende ben kartal olmalıyım yazın izlemeliyim evreni maddeleri, maddeciyim lan ben sıkıldım artık hümanist olmaktan off, sıradaki parça tüm madde severlere gelsin SEA YOU İNFİNİTY


5 Haziran 2012 Salı

KİL-YOSUN

Selam dostlar, aöf sınavından itibaren kafalar biraz yanık olduğu için düşünmeye vakit olmadı, napalım bizi sınavlarla uyutmaya çalıştıkları, etraftaki olan biteni görmemiz için malum büyük baskı hissediyoruz milettçe. Neyse yaz gelmeye çalışıyor kimilerine göre gelen yaz değil tanımlanamayan bişey, ben yaz gelmiş gibi davranıyorum öyle umut ediyorum. Malesef en çok uğrak yerlerimizden olan kilyosda yine binlerce kişi aynı anda denize giricez, haftasonu gelsin diye dua edicez, evden kap kacak, ekmek arası ne bulduysak çantamıza alıcaz ve başlıcaz zorlu,bunaltıcı kilyos yoluna, sıcak, kalabalık trafik derken, cehenneme gitmeden cehennem havasını alırız. plaj kapısında kişi başı ücret öderiz hafta boyunca onun parasını biriktirmişizdir, çantalarımız didik didik aranır o anda yiyeceklerimizi bulunmaması için dua ederiz 45 saniye 45 saat gibi gelir, bulurlarsa aç kalıcaz akşama kadar malum, beyfendiler içeriye yiyecekle almıyorlar içerdeki ağa babaların restoranları boşmu kalsın. Kapıdan geçeriz içimizi bir ferahlık huzur sarar o an gitdiğimiz yer kilyos değil maldiv adaları gelir bize kendimizi çok özel yerde zannederiz ve meraklı gözlerle uygun yer seçmeye başlarız, boş yer ararız kendimize göre ama her 1 mtreye 2 havlu düşüyo neyse iyi kötü buluruz. Soyunuruz deniz bize bakar biz denize e tabi tanışmak gerek kira ödemekten doğalgaz ödemekten eğitim harcı ödemekten denizle tanışmaya vakit kalmıyor, ayak parmaklarımız sokarız tanışmaya çalışırız, genellikle soğukmuşsun deriz ve yukarıdan inecek olan bir cesaretle denize atlamak için beklemeye başlarız. O cesaret gelir çünkü zaman aleyhimize, atlarız denize, içerimizde mutluluğun tarifini kimse tasvirleyemez, o an kalkarız yüzümüzü ovuçlarız o da ne! kafamızda vücudumuzun üzerinde yosunlar, hemen onlardan kurtulmaya çalışırız bir bakarız denizin üstü yosun tabakası bu tabakayı delenler yüzebiliyor. O kadar da para verdik die kendimizce hayıflandıktan sonra biraz derinlerde yosun olmadığını görür ve baskalarından gördüğümüz hareketlerle yüzmeye çalışırız kilyosun azgın sularında, biraz daha derine gider, gider dalgaların bizi yutmasına izin veririz çünkü ne onlara nede hayata karşı koyacak güç kalmamıştır artık. Çakma cankurtaranlar suya atlar ama onlar plajdaki kızlara hava basmak peşinde çıkarırlar cansız bedenini sahile, hayatın o sahilde kalır, para verip girdiğin oturmaya yer bulamadığın yosunlar yüzünden derinlere gidip boğulduğun, ve hersene sadece bir kere girebildiğin o sahilde, biz her yerde söylenen reel kişi başına düşen milli gelire gerçekten sahip olmadıkça, her sene yüzlerce insanımızı parayla boğup o sahilde bırakırız, ve üstüne haftasonu tatilcileri diye alay konusu oluruz..!!!

30 Mayıs 2012 Çarşamba

PAP!!!!! CHULO

Günaydınlar, çarşamba sabahına yakışır şekilde bir zamanlar fırtına gibi esen, kimileri lisede kimilerimiz ise ortaokulda çalıp çılgınlar gibi dans ettiğimiz, videosunu izlemek için 12 saat numberone tv izlediğimiz, karne günü okula götürdüğümüz vcdye sentello 13 serili cdyi takıp hocadan izin aldıktan sonra yardırdığımız şarkı sizlerle olsun Sayın okuyucu! Güzel gün geçirmeniz dileğiyle. Bu arada en son sentello 35 vardı ama içindeki şarkıların sadece yeri değişikti yani 1 den farkı yoktu:) ulan ne safmışız ya kapak resimleri bile aynıydı:)